Home | Kadın | Hoş geldin İpek Kızım

Hoş geldin İpek Kızım

By
Font size: Decrease font Enlarge font
 Hande YUVAKURAN

iskenderiye.com İçerik Yönetmeni

hande@iskenderiye.com

Hoş geldin İpek Kızım

13.06.2005

Yaşasın Anneyim! Evet artık bu cümleyi büyük bir mutlulukla kurabiliyorum! İpek kızım çok şükür sağlıkla 11 Mayıs'ta dünyaya geldi. Neredeyse 40 gündür her an - dünyanın en güzel şeyiymişcesine – ona bakıyorum. Baktıkça bakasım geliyor. O gerçekten dünyanın en güzel şeyi. Tıpkı sizin çocuklarınızın size göründüğü gibi görünüyor bana. Ondan daha güzeli, daha şirini, daha harikası yokmuş gibi geliyor. Aslına bakarsanız belki doğduğu gün bu yazıyı yazsaydım duygularım bu kadar yoğun olmayacaktı. Ben her geçen gün onu daha çok seviyorum. Şu anda günlerden pazartesi. Bu yazıyı Cuma günü sitemize gönderdiğimde biliyorum ki onu daha çok seviyor olacağım. Birbirimize alıştıkça yaşam da daha farklı olmaya başladı. Evet çok uykusuzum, evet çok yoruluyorum, evet bir bebeğin bakımı gerçekten kolay değil. Ama varsın olsun tüm bunlar. O, öyle tatlı, öyle masum, öyle mis kokulu ki. Onun için her şeye değer. Rüyalarımda bile artık o var İnanır mısınız? Kaç gece eşim de ben de “İpeğe bir şey mi oldu?” diye korkuyla uyandı. Onu yatağında masum masum uyuyor görünce "Çok şükür rüyaymış" diye seviniyoruz. O bizim küçük meleğimiz. Ve çok büyük bir rahatlıkla söyleyebilirim ki 30 yaşında da olsa hep benim "küçük meleğim" kalacak. Anneleri öyle iyi anlıyorum ki artık. Anne iseniz siz de beni anlarsınız. Değilseniz tavsiye ederim, bu duyguyu mutlaka yaşayın. Allah'ın kadınlara lütfü annelik. Anne olmamla beraber hayata bakış açım da değişti. Yaşamak benim için daha değerli. Bazen bana bir şey olursa o ne yapar diye düşünmeden edemiyorum. Biliyorum ki artık sadece ona değil kendime de iyi bakmak zorundayım. “Tanrım” diyorum kendi kendime, “ne olur bana onun büyüdüğünü, okullar bitirdiğini, evlendiğini göster.” Şimdiden onunla yürüyüşe çıktığımızın, bir cafede karşılıklı sohbet ettiğimizin hayallerini kuruyorum. Bugüne ve yarına ait her düşüncemde İpek var artık. İyi ki doğdun, iyi ki varsın İpek kızım. Varlığın bana huzur veriyor.

17.06.2005

Pazartesi günü doğum hikayemi yazmak üzere klavyenin başına geçtim ama bakın neler yazmışım. Annelik insanı gerçekten duygusal yapıyor. Hiç tanımadığı gelinlerin nikahında ağlayan anneme döndüm. Kızım ileride benim bu halime çok gülecek :) Neyse efendim lafı gene uzatmadan doğum hikayeme döneyim. 10 Mayıs akşamı eşimle beraber akşam yemeğe oturduğumuzda başımıza geleceklerden haberimiz yoktu! Saat 20:00 civarında ben hafif hafif sancı hissetmeye başladım. İpek kızımız babasını ve beni bu tip sancılarla anneler gününde de korktuğu için fazla önemsemedik. Artık öğrendik ya “yalancı sancıdır” deyip geçtik. Taaa ki akşam 22:00'ye kadar. İpekcim, “sen misin buna yalancı sancı diyen” dercesine arka arkaya öyle tekme savurdu ki, sormayın gitsin. O zamana dek “Dr. Cem Bey”i aramayalım” diyen bendeniz saniye vakit kaybetmeden “Murat, lütfen hemen doktoru ara” deyiverdim. Yanıt tahmin ettiğim gibiydi: “Derhal hastaneye gidin” Apar topar annemlere haber verdik ve hep beraber hastane yollarına koyulduk. Ancak sanırım karı koca ikimiz de olayı tam idrak edemediğimizden yanımıza günler önceden hazırladığımız doğum çantamızı almadık! Oysa İpek kararlıydı. Askerden dağıtım iznine gelen dayısını görmek istiyordu :)

Hastaneye gidince beni hemen o meşhur NST adlı cihaza bağladılar. Bir yandan bebeğimin kalp atışlarını, diğer yandan benim sancılarımı ölçüyorlar. O sırada farkındayım sevgili eşim heyecan, telaş, mutluluk, korku gibi birçok duyguyu barındıran yüz ifadesiyle bir bana, bir de ağzından çıkacak lafı beklediğimiz doktorumuza bakıyor. Nöbetçi doktor benim doktorumun ekibinde yer alan Dr. Habibe Seyisoğlu idi. Öyle şanslıyım ki dünyanın en pozitif insanına denk düştüm. Güler yüzü insana sancılarını unutturur. Tabii bir yere kadar! Duruma bakıldı, Cem Fıçıcıoğlu ile görüşüldü ve 11 Mayıs sabahı saat 09:30'a sezaryen planlandı. Artık İpek Hanım'ı fazla bekletmemek gerekiyordu! Herkese haber verdik. Sabahı beklemek üzere sevgili eşim ve annemle beraber hastanede kaldık. Doğum 09:30'da olacaktı!

Bu doktorların kararıydı. Ama İpek'in kararı bu olmadı :) Tez canlı kızım kararını vermişti, daha önce gelecekti! Gece 3 sularında annem ve eşimle hastane odasında otururken benim sancılarım inanılmaz arttı. Sezaryen yapmaya karar verip normal doğum sancısı çekiyordum! Habibe Hanım geldi kontrole. Dedim ki “6 saat içinde doğum olacaksa normal doğum da yapayım bari.” Yanıtı “6 saat de sürebilir 16 saat de!” olunca “Hemen Cem Bey'i çağırın!” dedim tabii ki! Başlangıç sancıları bile kendini fena hissettiriyor. Normal doğum yapanları bir kez daha takdir ettim! Böylece saat sabah 5'e doğum planlandı. Zaten NST'ye göre kızım da yeterince strese girmişti. İkimize de daha fazla stres yaşatmamak için en iyisi doğurmaktı!

Ve işte tüm sevdiklerimiz evlerinde sabah 09:30'u doğum saati olarak beklerken eşim, annem ve ben ameliyathane yolunu tutuyorduk! Her ikisinin de sevinç ve endişe ile karışık yüzleri bana hem cesaret veriyor hem de beni duygulandırıyordu! İkisine de doğum sırasında ve sonrasındaki destekleri için sonsuz teşekkür ediyorum. Ameliyathaneye girdiğimde elbette çok heyecanlandım. Ãœstelik ilk kez ameliyat masasına yatacaktım! Ama Allah korkutmasın o kadar da korkutucu değilmiş. En son hatırladığım “Bu iğne ile mi beni uyutacaksınız?” cümlesini kurduğumdu. Sonra bir baktım ki canım eşim yanımda ve ben ameliyathaneden çıkıyorum. Söylediğine göre çıkışta görevlileri çok azarlamışım. Ama babalık heyecanından olsa gerek aylardır hayalini kurduğu narkozdan çıkış anımı kameraya alma işini gerçekleştiremedi. Elinde kanıt yok, inanmam :)

Odaya geldiğimde ise yarı baygın halde hemen anneme kızımı sordum. O da hemen beni sordu! Annelik işte herkes kendi evladını düşünüyor :) Ve sonunda minik kızım İpek'i bana getirdiler. O anı anlatmam zor. Yaşamak gerek. Aylardır benimle olan minik kızım çok şükür kucağımdaydı. Onunla yeni bir hayat başlayacaktı. Babası, İpek ve ben üçlü yaşantımıza 11 Mayıs saat 5'te adım atmıştık. İyi ki de atmışız...

Not: Pazar günü babalar günü. Buradan başta taze baba eşimin ve sevgili babalarımın bu özel gününü kutluyorum. Haftaya bu köşede – son anda vazgeçmezse – eşim yazacak. İlk babalar günü heyecanını sizlerle paylaşacak.

İyi haftalar

Sevgiyle kalın!

Kategori: Anne-Bebek

Subscribe to comments feed Comments (1 posted)

avatar
Nekibuddin 17/10/2012 16:05:49
tuğe7e kamer diyor ki:Buruk mu bilemiyorum ama tat alaark bir solukta okudum akıcı , hoş dizelerinizi , kutluyorum. Keşke başlıktaki Da kfce7fck harfle da olsaymış. Gf6ze batıyor.
total: 1 | displaying: 1 - 1

Post your comment

Please enter the code you see in the image:

Captcha
  • Email to a friend Email to a friend

Tagged as:

Anne-bebek

Rate this article

0